kavramlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kavramlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2015 Salı

Yeni Yıl, Yeni Evre, Öğrenmek

Kurumsal hayatta şirket vizyonu, misyonu, yıllık hedefler, bütçeler belirlerdik... Bu şekilde takip edilmek, ölçmek, değerlendirmek daha kolay olurdu, ya da öyle inanılırdı...

Yıllardır kendim için buna benzer bir şey yapıyorum sanki hafiften hafiften... Bir farkındalık hali belki, bir evrenin bitişi, yenisinin başlaması hali... Tabii yılbaşı bir başlangıç olduğu için daha bir farkında oluyor insan olanın... Yıl sonuna yaklaştıkça bir hesaplaşma, bir muhakeme içine giriyor. Facebook bile yılını gözden geçiriyor insanın sonuçta. Her neyse, geçen sene ilk defa net olarak yazmıştım yeni yıldaki hedefimi... Merak eden için link burada...

"Nasıl oldu, yapabildin mi?" derseniz... EVET, yaptığıma inanıyorum... Kendime ve OL-AN'a karşı çok daha insaflı biri oldum. Dolayısı ile daha az stresli, kaygılı biri... Kendini bir nebze olsun daha kolay AFFEDEN biri... çünkü ben kendime tam olduğum gibi olma izni verdim bu sene...

Peki, 2016'da ne olacak? Bir süredir bunu düşünüyorum... Nasıl bir süreçten geçiyorum, neler yaşıyorum, neler yapmak istiyorum, neler yapamıyorum... diye sorarken kendime, yine eskiden yazdığım bir yazı geldi aklıma... Ben artık yeni şeyler yapmak, yeni şeyler öğrenmek istiyorum.

Ne var bunda demeyin... Bir insanın öğrenci olmayı kabul etmesi çok önemli bir adım. Ancak çocuklarda saflıkla görülebilen bir alçakgönüllülük ve merak istiyor...

Fark ettim ki, hayatımda çoğu şeyi biraz biliyorum, ki bu en kötüsü... Konular hakkında fikrim var, ama derinlemesine bilgim olan çok az konu var, sonsuzlukta bir kum zerresi.

Yanlış bildiklerini tamamen unutmak, eski bilgilerini tazelemek, önyargılar ile gerçek olanı ayırdedebilmek ve tamamen SIFIR noktasına gelip sıfırdan öğrenmek...

Bu sene YENİ ŞEYLER ÖĞRENMEK benim arzum. Bildiklerimi de yeniden öğrenmek, yeniden öğrenci olmak hayatta, baştan başlamak. Bir laf var ya, çok sevdiğim, "cehalet ne güzel, her şeyi biliyorsun." işte bu cümlenin döngüsünden çıkmak istiyorum...

İşe gerçekten hiç bilmediğim bir konu ile başlamak istiyorum. Bu nedenle ilk etapta TEMEL ŞAMAN EĞİTİMİ'ne katılacağım ilk etapta, sonrası bakalım, yol nereye götürürse artık... Öğrenmenin yaşı yok, HATIRLA...

26 Kasım 2015 Perşembe

Kilitlenmiş İnsan

Dün akşam Jou Jou'da bir seminer vardı, çocukların teknoloji kullanımı ile ilgili... Çok güzel anneler vardı dinleyici olarak, pek çok şey anlattı psikoloğumuz Gül Hanım, pek çok şey paylaştı dinleyici anneler... Sohbet derinleşti, verilen bilgiler paylaşıma dönüştü ve sonra Gül bir kavramdan bahsetti...

KİLİTLENMEK

Size de oluyordur belki hayatta... Bir şeyi o kadar önemsersiniz, o kadar seversiniz, o kadar üzerine titrersiniz ki, korkarsınız... Yanlış bir şey yapmaktan, en iyisi olamamaktan, bilmediğiniz için, yaşayamazsınız...

Görüntüyü bozmazsınız elbet, kendinize bile itiraf etmezsiniz, yapmaktan kaçınırsınız, etrafından dolanırsınız, olayı birine paslarsınız... Ama KORKARSINIZ...

Çocuğunuzla oynamaktan, onunla hayatın içinde olmaktan KORKARSINIZ bazen, bazen o işe girişmekten, başarılı/ başarısız olmaktan, genellikle o adımı atmaktan KORKARSINIZ...

Yok, korkmayın demeyeceğim... Ben de korkuyorum... Bazen etrafıma bakıyorum, insanların yirmili yaşlarında doğal olarak yaptıkları, düşünmeden, kendiliğinden, sıradan yaptıkları bazı şeyleri kırkımda ancak benimseyebilmişim...

Hani bir yemek tarifi sorarsınız da, "aman, işte iki çırpıver, biraz da un ekle... soğanı da öldür, suyunu da koyuyorum, tamam işte..." gibi anlatırlar. O kadar da basittir gerçekten aslında... Ama size çince gibi gelir, mutfak Çin'deymiş gibi girmek istemezsiniz... Onun gibi işte...

Çok kolay, gerçekten çok kolay... Sadece ben yapamıyorum... Ne olur? İyi yapamazsam ne olur? BOZAR mıyım? Olsun, "ben yaptım oldu" kadar olsun bu defa da...

İZİN veriyorum... Bozmaya da izinliyim, ziyan etmeye ve becerememeye de izinliyim... Boza boza öğrenmeye de, hiiiiiiiiiç öğrenememeye de izinliyim... Canım istiyorsa öğrenene kadar denemeye, canım istiyorsa bırakıp kaçmaya da izinliyim... Ama ben artık kilitli kalmamayı seçiyorum...

30 Nisan 2015 Perşembe

Bereket

"Bereketin kazandığınız paranın ya da sahip olduğunuz değerin miktarı değil Yaratıcı Kaynak'ın ona eklediği işlem gücüyle ilişkisi vardır, az değerle çok iş yapmanızı sağlar..." demiş Zeynep Sevil Güven...

Bolluk ve bereket kavramları yıllar içinde günlük hayatımızdan uzaklaşan kavramlar... Sanki tükettikçe bereketi unutuyormuşuz gibi...

- Hayırlı işler
- Bereketini görün
- Bereketi bol olsun

Küçükken esnaf alış verişlerinde ne kadar sık duyardık bu sözleri... Ben hala söylüyorum, ama ninem gibi konuştuğum için zaten, tevellüt eski malum, benimki sayılmaz...

Her neyse, bereket kelimesini az duydukça anlamını da unuttuk sanki, biraz düşünmeli üzerinde... Nedir bereket?

Yaptığınız bir pilavın yenmesine rağmen bitmemesi, sonunun da çorba olmasıdır bereket...

Balkondaki saksıya, gübre olsun diye attığınız patatesin yeşillenip çiçek açmasıdır...

Kuşların saksılara çilek, semiz otu tohumları taşıması, sizin de onları afiyetle yemenizdir...

Cüzdanınızın köşesinde, bir süredir giymediğiniz pantolonunuzun cebinde unuttuğunuz bir parayı bulmaktır...

İşinizi yüreğinizi katarak ve keyif alarak yaptığınızda geri dönüşünü gani gani almaktır bereket...

Tam param bitiyor derken, müşterinizin ödemenizi zamanından önce ve iki aylık olarak yapmasıdır...

Üç kuruş ile pazara çıkıp torbayı doldurabilmektir...

Yüreğinizin sıkılmaması, keyfinizin kaçmaması, Yaradana güvenmek, herkesin rızkını vereceğini bilmektir bereket... 

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...