İnsanlar için sosyal hayvanlardır diye bir tanım var. İnsanın sosyalleşme ihtiyacından bahsediliyor yani. Diğer insanlarla olmak, onlar tarafından kabul edilmek, beğenilmek, sevilmek... Bu ihtiyacımızı karşılayabilmek için de insanlarla etkileşime giriyoruz haliyle.İnsanlarla birlikteyken beni en çok öfkelendiren, ya da savunmaya geçiren konulara bakıyorum, genel olarak alanıma müdahale edilmesi ile alakalı. Mesela çocuğumla ilgileniş biçimim ya da eşime davranışlarım ya da evimin genel durumu ile ilgili yorumlar... Peki bu durumlar ne zaman oluşuyor? Genellikle sosyal durumlarda, birisi bir "sorununuza" tanık olduğunda örneğin...
Kızıyorum, çünkü sormadığım sorulara cevap veriyorlar. Kızıyorum, çünkü problem olmayan konulara çözüm üretiyorlar. Kızıyorum, çünkü şikayet etmediğim konularda "haklı taraf" olduğumu söylüyorlar.
Ben de diyorum ki, sorulmayan sorulara cevap vermesek?
İkinci bir konu daha var sosyal ortamlarla ilgili... O da yargılamalar... Her türlüsü... Yine alan müdahalesi... Bir kişinin herhangi bir zamanda, herhangi bir durum karşısında nasıl davrandığı sadece onu ilgilendirir, en fazla davranışa maruz kalanları bir de. "Ben olsaydım, öyle yapmazdım." bile bir yargılamadır sonuçta. Çünkü aynı insan, başka bir zamanda aynı durum karşısında farklı davranabilir, daha yaşlı olduğu için, daha çok vakti olduğu için, yanında başka biri olduğu için veya sadece o anda canı öyle istediği için... Bu durumda bütün "Ben olsaydım"lar değişir, çünkü ben olsaydım farklı bir durum olurdu :) Bu uzun ve karmaşık bir olasılık hikayesi, ama özetle, yargılamayı bırakıp "o öyle güzel" demeyi öğrenmemiz gerekiyor. Kendimize söylememize engel olamıyorsak bile, ağzımızdan çıkarken dikkat etsek de yargı cümlelerini çıkartsak hayatımızdan...
Yani diyorum ki, yargı cümlelerini kullanmasak?
Ne olur biliyor musunuz? Sanırım insanın hiç bir sosyal hali kalmaz... Peki o zaman insan kalır mıyız?



